Perfect Blue ✅ 89
by Sathosi Kon, 1997, 1h21min
O realiteler içinde kaybolmayı ne kadar iyi yapıyor ama. Hangi sahne hangi karakter derken yok oluyorsun filmde sonra da kafanda sürekli " noluyorlan" sorusu dönüp duruyor. Bir de bu film 2020'lerde izliyorum ha. İnternetin, internet odalarının, web sayfalarının yani web2 'nin yeni ve yükselerek geldiği bir dönemi 20 yıl sonra izleyip hala büyüleniyorsun filmin o era'dan yakaladıklarına. Bir de filmin idol - aktrist kültürü üzerinden yakaladığı bir kirlilik saflık ikiliği ve ona eklemlediği aslında iki kültüründe ne kadar sapıkça olabileceğine dair bir gerilim. Bu gerilimin içinde kendi kimliğinde bu bölünmeyi yaşayan hatta bunu gerçeklik bölünmesiyle de yaşayan bir ana karakter. Mima'yı bu kirlilik duruluk sarmalına gerçek sarmalına atanların film boyunca ölmesi ve sonunda Mima'nın buradan tanınırlık elde etmesi. Kimlik hırsızlığı, rüya-gerçek, senaryo-gerçek, mima-gerçek, rumi-gerçek çatışmaları derken kağıt üzerinde hem yapması hem de izlemesi çok zor olabilecek bir filmi bu kadar iyi yapabilmek mükemmel bir başarı, saygı duyulası.
Eksik olduğunu düşündüğüm yerler yok mu, var tabi. Belki daha derli toplu bir sonun eksikliği, belki olaylara kafasını sokan bir iki karakterin daha olmayışının eksikliği, inanılmaz derece bir polis eksikliği... Bunların arasında en çok polis ya da ona otorite mi desem onun eksikliği gözüme batıyor. En azından bir sorgu, bir yakalama, bir konuşma bir şey olmalıydı sanki. Tamam film bunun birazını çektiği dizi üzerinden yapıyor ama o boşluğu hiç dolduramıyor bence. Hatta doldurması gereken daha farklı alanlar açıyor filme. Yani temelde eksiklik bu obsesyon ve kafayı yeme durumuna bir üçüncü partinin daha dahil olmaması. Ama o kadarlık olur.

Yorumlar
Yorum Gönder