Kayıtlar

film etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Marta & Jagna: Vol. I. ✅ 47

Resim
 by Miguel Guadencio, 2023, 1h24min Yaaani. Güzel çekilmiş ama genel olarak bir anlam sorunu var. Bu pek tabi bir sinema filmi değil bir belgesel hatta o bile denmeyebilir. Herhangi bir ailenin yıllar boyunca kayda aldığı video kolajlarından pek bir farkı yok temelde. Kadınla çocuğun ilişkisi var ama ne kadar var? Spor ilişkisi sağlam şekilde var ama ne kadar sürekli? Kocasının varlığı çok az mesela ya da çocuğun niye 1-2 arkadaşı var diğerleri neden yok filmde? Bu ve bunun gibi bazı anlam koğuklukları hoş durmamış belgeselde. Yani belgesel anlattığı şeyden pek emin değil gibi.  Ama beklenmedik şekilde çocuk gelişimi adına güzel şeyler vardı. İki çocuğun farklılıkları göze çarpan ilk detay. Hatta Matilda Jagna'dan daha ilginç bir çocuk. Ama temelde ikisinin yansıttığı farklılık ve benzerlikler güzeldi. Biri daha çok izlerken öteki daha çok uyguluyor. Biri düşünürken diğeri daha direkt hareket ediyor. Biri kurallar koyup, kontrol edip, doğrularken öteki umursamadan önemsemeden ...

Memories ✅ 85

Resim
 by Koji Morimoto - Tensai Okamuna - Katsuhiro Otomo, 1995, 1h53min Baştan sona doğru ağırlık düşüren ama üçüde oldukça başarılı kısalar filmi. Hatta pek kısa da sayılmazlar. İlki neredeyse bir film boyutunda ve derinliğinde. İkincisi yine ona yakın uzunlukta ama daha komikli ve yüzeysel, daha bir shounen başlangıcı havasında. Üçüncüsü daha estetik kaygılarla, görselliğin sunduğu araçlarla küçük küçük hisler veren nazimsi bir toplum göstergesi. Beni en çok etkileyen ilki oldu. Daha ilk dakikasında müziğiyle beni öyle bir vurdu ki filme çekilmek hiç zor olmadı benim açımdan. Ayrıca uzayda geçen paranormal hikayelerin hayranıyım ben. Hatta Love death robots'un bir bölümüne de oldukça benziyor, tabi bu daha eski ve kesinlikle daha iyi.  Love death robots demişken sanki onun da olması gereken hali buymuş. Kısaları filmleştirmek, dizileştirmeye nazaran daha iyi bir form sunmuş ve kısalara hem daha fazla zaman hemde daha fazla önem vermiş. Gerçekten özel şeyler izlediğini film halin...

Perfect Blue ✅ 89

Resim
 by Sathosi Kon, 1997, 1h21min O realiteler içinde kaybolmayı ne kadar iyi yapıyor ama. Hangi sahne hangi karakter derken yok oluyorsun filmde sonra da kafanda sürekli " noluyorlan" sorusu dönüp duruyor. Bir de bu film 2020'lerde izliyorum ha. İnternetin, internet odalarının, web sayfalarının yani web2 'nin yeni ve yükselerek geldiği bir dönemi 20 yıl sonra izleyip hala büyüleniyorsun filmin o era'dan yakaladıklarına. Bir de filmin idol - aktrist kültürü üzerinden yakaladığı bir kirlilik saflık ikiliği ve ona eklemlediği aslında iki kültüründe ne kadar sapıkça olabileceğine dair bir gerilim. Bu gerilimin içinde kendi kimliğinde bu bölünmeyi yaşayan hatta bunu gerçeklik bölünmesiyle de yaşayan bir ana karakter. Mima'yı bu kirlilik duruluk sarmalına gerçek sarmalına atanların film boyunca ölmesi ve sonunda Mima'nın buradan tanınırlık elde etmesi. Kimlik hırsızlığı, rüya-gerçek, senaryo-gerçek, mima-gerçek, rumi-gerçek çatışmaları derken kağıt üzerinde hem ya...

Paprika ✅ 77

Resim
 by Sathosi Kon, 2006, 1h30min Rüya gibi bir film! Bu rüyanın görsel kısmı gerçekten iyi hazırlanmış. Gerçek bir rüya olabilecek kadar şaşırtıcı ve abstrakt değil ama oralara yakın olduğu kesin. Beni bir yerden alıp başka bir yere koymuyor bu rüya ama sahip olduğu likidite onu gerçek olmaktan da uzaklaştırıyor. Haliyle bir rüya diyemesem de kısa bir hayal kadar iyi bir görsellik var. Bazı kaotik anlarda hem çok başarılı hem de başarısız oluşu biraz garip ama sıvı halini alan anların neredeyse hepsi iyi. (ne kadar çok ama demişim ya) İşin daha elle tutulur yanı olan hikaye aslında oldukça hafif ve bence yeterli değil. Ama onun rüyaya benzerliği görsellikten daha fazla. Genel kopukluk, anlamlandıramam, tekrarlar, ileri geriler, insanların bilinçlerinde kayboluş ve aslında basit olan hikayeyi bunlarla bulanıklaştırıp karıştırması tam bir rüya deneyimini vermiş. Neyin neden nerede olduğunu kokladığımız ama bir türlü tam göremediğimiz, buna rağmen kafamızın arkasında konuyu etraflıca bi...

The Motorcycle Diaries (Diarios de motocicleta) ✅ 97

Resim
  by Walter Salles, 2004, 2h06min Ne kadarı yalan ne kadarı gerçek bilmiyorum ama hayat bu kadar işte. Bir yola çıkmak, on insan tanımak, yüz şey düşünmek ve her şeyi devirmek.  Bir yola çıkmanın hasretini çekiyorum çoktandır. Öyle arabalarla motorlarla gidilen değil, ayaklarımın üstünden yalnız ve masum. Ama korkuyorum. Önce kendimden sonra insanlardan. Ve güvenemiyorum, önce kendime sonra insanlara. Ben aslında korkusuz olmak, her şeye güvenmek, insan olduğumu hatırlamak, insanlar olduğunu hatırlamak istiyorum. Yalnızlık değil dostluk, keder değil neşe, nefret değil aşk istiyorum. Kimse ve hiçbir şey tutmuyor beni bunları bulmak için ama gitmiyor işte adımlarım. Yol beni çağırıyor sanki, dağların gözü üstümde, yıldızlar tepemde ve insanlar karşımda ama gidemiyorum işte bir şekilde.  Bir devrim yapmak istiyorum. Engellerimizi söken, insanı insan yapan, vaat edilene - ümit edilene ulaşan, nehirlerce ayrılmayan, paralarca bölünmeyen, bir deftere sıkışmayan, bir odada sönme...

Dağ ✅ 48

Resim
  by Alper Çağlar, 2012, 1h30min Çok fazla yanlışı var. Diyaloglar o kadar kötü ki anlatmak istediği o derinliğe inemiyor hiç. 'Dağım'dır o benim ne güzel bu toprak' minvalinde kalan duygusal sığlık, sen poşet ben deli sınıflamasındaki sığlık ve türlü diğer sığlıklar konuların asıl gerçekliği ve ağırlığını yok ediyor. Kendimi ister istemez filmi Nefes ile karşılaştırırken buluyorum ve aradaki fark çook fazla. Onda da askerlerin bireysel olarak ayrışımı ve birleşimi vardı mesela. Hatta buradakinden çok daha kısa ve göz önünde olmadan vardı ama buradakinden kat be kat iyidir bence. Orada da vatan sevgisi, korku, öfke, hayatta kalma vardı ama bu... Bu yanına yaklaşamıyor hiçbir şekilde bu konuların. Evet varlar filmde ama ne kadar sağlamlar çok tartışılır.  Bir kere film kendi yapısına ihanet ediyor. Hem Bekir hem Oğuz çok ayrılar ama askerde kardeşler, aynılar demek isterken film sanki sürekli Oğuz üstünden oynatıyor oyunu. Sanki Bekir anlatmaya değmez bir karakter gibi kalır...

Good Bye Lenin ✅ 61

Resim
 by Wolfgang Becker, 2003, 2h01min # Alman kreativitesinin ruhani bir problemi var ama bunun sebebi ne en ufak fikrim yok.  Filmin 60% kadarı gerçekten sıkıcı. İzlerken baya bir yoruldum ama bazı şeyler açıldıktan sonra daha akıcı bir filme döndüğü kesin.  Aslında anlattığı şeyi çook daha derin bir şeye dönüştürebilir, çok daha duygusal kılabilir ama kendini komedisinden çıkaramıyor ki komediside hiç iyi değil. Filmin açılmasındaki sebep de bu aslında. O son %40'da drama artıyor çünkü babayla ilgili gerçekler dökülmeye başlıyor ve drama daha belirginleşiyor. Bu hamleyle anasına dünya hazırlayan bir karakterden aslında kendi travmalarını yeniden hatırlayan ve bir geri dönüş yaşayan karaktere evriliyor. İlk karakterle ikinci karakter arasındaki derinlik inanılmaz fazla ve film bu ilk karakteri satarken ikincisini hiç satamıyor. Evet ilk karakter o dramaya bir tatlılık ve hafiflik katıyor ama filmi hiç taşıyamıyor.  Bunun haricinde film aslında çok büyük bir olayı çok k...

American Beauty ✅ 79

Resim
 by Sam Mendes, 1999, 2h02min # Aslında film boyunca yaptığı şey Lester'ı öldürecek karakteri hazırlamak.  Annette Bening... İnanılmaz oynamış. Bence filmin en yüksek noktası onun oyunculuğu olmuş, özellikle son sahnesinde fark ediyorsun ki bu filmdeki en iyi karakter ve oyuncu o. Geri kalanlar işlerini yapıyor ama o yaşıyor filmi pek de fark ettirmeden. Çünkü böyle bir karakteri oynamak inanılmaz zor olsa gerek, eğer biraz bile o karakteri yaşamıyorsan.  Filme gelirsek, aslında pek beklemediğim ama iyi yaptığını düşündüğüm bir build up filmi. Karakterin öleceğini biliyoruz ve film boyunca onu öldürebilecek karakterleri ve ortamları kuruyoruz. Her ama her karakterin iyi ve oldukça da geçerli sebepleri var Lester'ı öldürmek için. Ama ana planda olan bu sebepler değil. Ana planda olan Lester'ın değişimi ve bu değişimi yaşarken etrafındakilere nasıl dokunduğu ya da nasıl sebepler verdiği ya da o ortamları nasıl hazırladığı.  Lester'ı kim öldürürse öldürsün haklılık payı...

Groundhog Day ✅ 78

Resim
 by Harold Ramis, 1993, 1h41min Time loop filmleri kategorisinin en bilineni, en belirgini, en terimleşmişi ve büyük ihtimalle hafifliğine rağmen en güzeli. Groundhog Day'imsi  terimini uzun zamandır kullanıyorum bu filmi daha önce hiç izlememiş olmama rağmen o kadar yerleşik bir film. Çoğu açıdan hafif hafif iyi. Aşırıya kaçan bence hiçbir yanı yok. Geçen zamanla birlikte kazandığı çok iyi bir Zeitgeist'ı var ve filmle de çok uyumlu. Ana kahramanı dönüştürdüğü karakter hoş, bulunduğu yer mükemmel, time loop psikolojisini iyi işliyor ama her şeyin bir hafiflik bulutu içinde değerlendirildiğini akılda tutarak diye eklemeli. Bir tekrar filmi olmanın etkisiyle film kendini film içinde geliştirebiliyor ve mükemmelleştirebiliyor. Fikrin giriş ve gelişme kısmı iyi planlanmış ve iyi işleniyor ama sonuç... Evet böyle bir filme sonuç yazmak zor ama bir parmak şıklatmasıyla yeni güne gelmek biraz bende oturmuyor. En azından ne mantıkla tekrar noktası aşılıyor onu bilmek lazım sanki. Rit...

Pokemon: Detective Pikachu ✅ 55

Resim
 by Rob Letterman, 2019, 1h44min # Half-Life vibe'ı alıyorum neden # Çocuk hiç oynayamıyor ya. Görmediğin bir rol partneriyle oynamak zordur tamam da ondan alakasız da çok kötü oynuyor.  # Onun zıttı Ryan Reynolds sadece seslendirme yapmasına rağmen çok iyi oynuyor.  # Genel oyunculuk kalitesi çok kötü ya. Lise projesiymiş gibi bir oyunculuk var.  # Bir stajyer tek başına bu kadar bilgiye ulaşabiliyorsa bizim oğlana ne gerek var.  # Şimdiye kadar 100 defa ölmeleri gerekirdi.  Sanki ne kadar light bir film de olsan bu kadar kötü yazılmamalı ya. Hele hele bu son sahne beni çileden çıkarttı. Sanki ekstra bir sahne gibi duruyor filmin kompozisyonunda, hiçbir mantığı sebebi gerçekliği yok. Senelerdir görmediğin babanı, öldüğünü düşündüğün babanı bir Mewtwo bir Pikachu'nun içinden çıkarıyor o anda bir sahne yok ama ne alakaysa trenle gitmeye çalışırken salak saçma bir sahnemiz var. Birincisi bu çocuk niye gidiyor abi ne var arkada hiçbir bok yok babası var burada...

A Silent Voice ( Koe no katachi) ✅ 95

Resim
 by Naoko Yamada, 2016, 2h10mib # Utanarak söylüyorum ama sanırım ben de çocukken bir zorbaydım. Ağladım. Buradaki her karakterde kendimden parçalar görüyorum. Kendinden nefret etmeyi biliyorum. İnsanları üzmeyi biliyorum. Yaptıklarıma karşı kör olmayı biliyorum. Sorunlarımdan kaçmayı biliyorum. Yalnızlığı biliyorum. Yalnız bırakılmayı biliyorum. İnsanların gözlerine bakamamayı biliyorum. Her şeye son vermek istemeyi biliyorum. Ama kendini affetmeyi bilmiyorum.  Bu film yığıldı biraz üstüme. Altında ezildim biraz. Belki çocukluğuma öyle ya da böyle benzemesinden, belki de temaların kendi ağırlığından... ama ezildim. Burada o yaraların sarılmasını görmek iyi. Kendim için aynısını beklemek saçma. 26 yaşındayım ama hala bir liseli kadar yetişkinim hatta orta okul. Çünkü ben 10 yıldır falan yaşamıyorum. Ben sadece duruyorum, bir şeyler yapar görünürken bile bir stasis'in içindeyim. Bir kafesin içinden izliyorum her şeyi sadece.  95 04.02.2025

Cars 3 ✅ 86

Resim
 by Brian Fee, 2017, 1h42min # 2. filmde Doc'ın neredeyse adının geçmemesi büyük hataymış onu fark etmiş oldum bu filmde.  # Olacağını bilsen de çok vurucu bir sahne, bu kaza sahnesi. # Çok scenic bir film olmuş. # Bu serinin Amerika ruhunu bu kadar iyi verişine hep şaşırıyorum. Nasıl beceriyorsa hemen yakalıyor beni oradan. Perfect, Perfect, Perfect. Seriye güzel bir son, tabi eğer son ise. Bu seride tek gözüme batan şey Sally'nin ana karakterin aşık olduğu kadın olarak çoook gerilerde kalması. En azından bu filmde bari ilişkilerinin derinliğini görmek gerekirdi. Bunun sebebini de az çok anlıyorum, o yüzden o kadar da yargılamıyorum. Bu bir yarış, yarış kültürü, araba kültürü ve Amerika kültürü serisi. Aşk var ama aşkın büyüğü bu unsurlara, o yüzden Sally'e film içerisinde pek aşk kalmıyor.  Bu film bence ilk filmden çok daha iyi şekilde o Amerikan kültürünü geçiriyor. Hem doğayı, hem insanları, hem de onların yarışlarla kurdukları ilişkiyi kısa ve öz çok iyi anlatıyor. ...

Cars 2 ✅ 63

Resim
 by John Lasseter - Bradford Lewis, 2011, 1h46min # Bu seriyle ilgili en güzel olan şey herkesin araba olmasından gelen o twist. Çok göz önünde olduğundan bunun değerinin unutulması kolay olabiliyor ama getirdiği etki gerçekten iyi.  # Biraz şarkı türkü işinin boku çıkmış Yine iyi bir film. Belki duygusal derinlik kısmında ilk filmden baya eksik ama hiç de kötü olmayan bir casus filmi denilebilir. Adam Sandler filmlerine benzer bir havası var. İzlemesi sıkmayan, küçük mesajları olan, mutlu sonlu ve yüzeysel bir hikaye. Cheesy mi, cheesy ama kafa yormadan rahatça izliyorsun cheesy olduğu için.  Daha fazla da ne yazılır ben pek bilemedim. O araba olma twist'i sayesinde aslında kötü gözükecek çoğu tarafını tatlış bir şeye çevirmiş ve onun sayesinde vasat bir film olmaktan kurtulmuş bence. Öyle büyük büyük pozitifleri olmayan aynı zamanda negatifleri de olmayan aslında eğlencelik olmak dışında pek de bir şey sunmayan bir film en nihayetinde. He tek negatifim o başlardaki aşır...

Cars ✅ 99

Resim
 by John Lasseter - Joe Ranft, 2006, 1h50min Hala o çocukluğumda hatırladığım film. Hala arkadaşlarıyla izlerken şu araba benim bu araba sensin diyen çocuğun filmi.  Bence filmcilik tarihinin en iyi sonlarından birine sahip. King'in kazasının film planındaki yeri, etkisi, işlenişi, taşıdığı ağırlık ve tüy kaldırıcılığı inanılmaz bir iş. Onun dışında bu çok kaliteli bir karakter gelişimine, çok çok çok iyi bir temaya, çok iyi bir eski yeni çatışmasına, çok iyi bir kibir ve tevazu hikayesine, çok iyi bir şöhret ve unutulmuşluk ikilemine, çok iyi bir saygı hissine, çok iyi bir rekabet gerçekliğine, çok çok iyi bir amerika portresine, çok iyi ayrıntılara, çok iyi şarkılara, çok çok iyi karakterlere, çok iyi bir ruha, çok rahatlatıcı bir auraya, çok iyi bir gerilime, çok iyi bir komediye, çok iyi duygulara, çok iyi arkadaşlıklara ve çok hafif ama iyi bir aşka sahip film. Bugün güzel bir gündü dedirten filmlerden. 99 26.12.2024

City of God (Cidade de deus) ✅ 91

Resim
 by Fernando Meirelles - Katia Lund, 2002, 2h10min Good shit. Çok iyi anlatı, çok iyi anlatış, çok iyi karakterler, çok iyi çekimler, çok iyi hisler, çok iyi ayrıntılar, çok iyi müzikler, çok iyi abey çok iyi. Bir de hiçbir şey yetmiyormuş gibi gerçek üstü gerçek. Daha ne anlatayım ki bu filme.  Belki biraz şunu anlatabilirim. İyi bir film izlemek beni doyuruyor. Evet baya baya doyuruyor bir aş gibi. Enerji basıyor bana, bir süre hayata farklı bakmamı sağlıyor, değiştiriyor beni, hatırlatıyor bana. İşte bu da o iyi filmlerden. Bu film hasebiyle bence benim portekizce öğrenmem gerektiğini de hissediyorum. 91 13.12.2024

Tabutta Rövaşata ✅ 61

Resim
 by Derviş Zaim, 1996, 1h15min Neden bu kadar bilindik bir film olduğunu anlayabiliyorum. Çünkü gerçek bir film. Olaylar gerçektir değildir gibi değil ama evsizliğin, meczupluğun, deliliğin ucu bucağı biraz bu filmdeki kadar olduğundan gerçek (biraz bakınınca gerçek bir karakteri anlatıyor yazılanlara göre ama derinine inmedim). Şarapçılarla dost olursun yine en çok onları yakarsın. Evsiz dostun soğuktan ölür en beklenmedik anda yalnız kalırsın. Sana el uzatırlar bir delilik yapar mahcup olursun. Bir eroinmana sevdalanırsın, ona yardım edersin o da seni kullanır çöpe atar. Öyle üşürsün öyle acıkırsın ki bi arabanın motoruna, bir tavus kuşunun kanadına muhtaç olursun.  İşte bu açıdan gerçek bu film. Olay örgüsü normallikten uzak bile olsa gerçek değil diyemezsin kendisine. Çünkü Mahsun gibi insanlara dünya ne vermiş ki o normal dediğimiz bir takım sınırların içinde kalsınlar. O yüzden belki tasvip etmesem de Mahsun yaptıklarını anlıyorum. Bunun yanında benim pek beğenmediğim fi...

The Rocket ✅ 82

Resim
  by Kim Mordaunt, 2013, 1h40min Güzel güzel. Bir kere müzikler güzel, açılar güzel, alttan alta verdiği savaş, gelenek, kayıp, sömürü güzel, en öne koyduğu kendini kanıtlama güzel. Kendinle olan savaş güzel, birini bulmak güzel, emeklerinin karşılığını almak güzel, evini bulmak güzel. Lokal işlenişi güzel ara ara yaptığı göndermeler, hafif çocuksu komedisi güzel. Belki çok üst seviye bir film değil, belki sınırları biraz dar ama bence oldukça sınırlarının ucunda biraz daha derinlikle o üst seviyeye gelebilecek bir film.  Tüm bunların arasında filmin en iyi yaptığı şeyi atlamayalım. Anne sevgisi. Filmin çok başlarında olup bittiğinden unutması biraz kolay ama Ahlo'nun annesi Mali o kısa sürede o sevgiyi çok çok iyi geçiriyor. Bir de izlediğim çoğu filmden daha güçlü geçiriyor o kısalığına rağmen. Filmin o kısımdaki senaryosu da buna çok uygun tabi bunu da göz ardı etmemek lazım. Belki o kısımlar biraz daha uzasa, filmde biraz daha fazla yer kaplasa bu sevgi daha da vurucu bir ...

La Haine ✅ 87

Resim
  by Mathieu Kassowitz, 1995, 1h38min Uff ne film bee. Daha iyi nasıl olabilir en ufak fikrim yok. Olabileceği en iyi film orası kesin. Bir kere sınıf harbi ya da daha doğrusu genel anlamda sınıf üzerine bir şeyler anlatan herhangi bir film eğer yanlış anlatmıyorsa direkt olarak başarılı oluyor benim gözümde. Çünkü sınıf problemi her yerimizi sarmış durumda haliyle bu onun üzerine yapılan neredeyse her şeyi doğru bir mesajla oluşturuyor e doğru bir mesaj da yapılan işin kalitesini her zaman arttırıyor. Burada da anlattığı sınıfı çok iyi yakalamış bir filmle karşı karşıyayız. Hem sınıfını iyi anlatıp bir de onu Fransız banliyö sosuna bulayıp onu da iyi anlatınca zaten yapacak başka bir şey kalmıyor ki daha iyi olmak adına.  Spor, sanat, eğitim, çaba ama bunlarla ne kadar uğraşırsan uğraş içinden çıkamayacağın bir şiddet. Arkadaşlık, kardeşlik ama bir yandan da düzensiz bir öfke. Umut, hayat, hayal ama sistemce daraltılmış, küçültülmüş ve engellenmiş bir gerçek. Birinci değil ik...

Stalker ✅ 81

Resim
  by Andrei Tarkowski, 1979, 2h42min Eski filmler dünya kurmak konusunda çok iyiler. Şu filmde oluşturulan ortamlara baksana anasını satayım öyle iyi işlenmiş öyle estetik düşünülmüş ki şimdilerde ne paralara ne kaynaklara rağmen yapamıyorlar bunları. Liminal Space diye bir konsept yokken varmış buralarda işte. Bu harabeler, bu silahlar, bu tanklar, şırıngalar, çamur, su, bataklık, sis çok çok iyi. Bir de kurduğu alanlar yetmiyor ışık oyunları yapıyor, yetmiyor yerleşim oyunları yapıyor, yetmiyor odak oyunları yapıyor. İçten içe eee daha ne yapsın diyorsun sonra anlattığı şeyi ne kadar kavradım acaba sorusu takılıyor kafana.  Neydi yani şimdi bu. Bir inanç filmi miydi, akıl kalp ruh üçgeni mi, bilinç telakkisi mi, nedir yani? Stalker dünya olarak, gösteriş olarak, konsept olarak, hatta anlatış olarak çok çok iyi ama iş ne zaman ne anlatıyor ve ne gösteriyor'a geliyor çok karmaşıklaşıyor ya da gereğinden fazla boşluk bırakıyor. Her iki durumda da beni anlattığı şeye katamıyor, ...

Full Metal Jacket ✅ 65

Resim
  by Stanley Kubrick, 1987, 1h56min İyi film ama fazla değil. Çok şey anlatası var gibi ama anlatamıyor gibi de. Bir şey onu geri tutuyor sanki. Belki oyuncular, belki senaryo, belki dış bağlamlar ama bence geri tutan şey Kubrick'in kendisi gibi. Filmcilik konusunda ilah gibi bir noktadayken, sanatsal yönleri yoğun filmler çekerken ve 1 film hariç konuları savaştan uzakken artık değişen bir dünya ikliminde savaş filmi konusunda geride kalmış olabilir hatta savaş filmleri yapmak da genel olarak onun gerisinde kalmış olabilir. Ya da bu geri tutan şey benden de kaynaklanıyor olabilir. Amerikalıların askerliği konumlandırdıkları yer dolayısıyla militer film yapmadaki yüzeysellikleri ya da bir Türk adına amerikan askeriye kültürünün bir anlam ifade etmemesiyle alakalı olabilir.  Bence askeri filmlerde yakalanması gereken bir kaç duygu var sadece ve bu duygular yakalandığında bu filmleri kötü olma olasılığı yok. Korku, kardeşlik, hayatta kalma ve basit bir kaç duygu daha. Bunların b...