Sarı Zeybek ✅ 73
by Can Dündar, 1994, 10.05.2025
Daha kitabı bitirmeden yazmak istiyorum. Tabiki daha önce hiç okumamış bitirmemiş değilim onunda etkisiyle yazıyorum. Bu çok dramatize edilmiş bir kitap. Olayın dramatikliği zaten malum, kitaptaki hali ile daha da yoğunlaşıyor ve sanki bu kadar da olmamalı gibi hissettiriyor.
Normal şartlarda buralarda Ata'nın en büyük eserinin ahval ve şeraitine dair de bir şeyler yazma ihtiyacı hissederdim ama artık hiçbir anlamı yok, biliyorum. Türkiye asla onun hayal ettiği gibi, benim hayal ettiğim gibi bir yer olmayacak. Çünkü onun hayal ettiği şeylerin çağını çoktan kaçırdık biz. Sanırım Covid döneminde bitti o çağ ve artık yeni bir çağın başındayız. Türkiye önceki çağı ıskaladığı için bu çağın oyun alanı konumuna düştü ve bundan göreceği olumsuzlukların sınırını tahmin etmek güç. Belki ancak gelecek çağlarda tekrar bir varlık koyabilir ve yakalamayı deneyebilir ancak gelecek çağları olur da yakalarsak benim göremeyeceğime eminim. O yüzden bir farklılık yapıp Atamızı kaybetmenin dramındansa vatanımızı kaybetmenin dramını yaşayarak okuyacağım bu kitabı.
Babamızı kaybetmenin derin üzüntüsü ile... Hainleri cezalandırmanın büyük arzusu ile...
73
17.05.2025
6Çizili
# Savarona'yı o harap haliyle gezerken içim sızladı. Bakım sonrası, içinde bir tarihin kol gezdiği kamaralarında Arap şeyhlerinin alem düzenleyeceğini düşündüğümde üzüntüm bir kat arttı. 21.sf
# Falif Rıfkı Atay - Bütün bunların sebebinin, karaciğerini için için kemiren onulmaz bir illet olduğunu bilmiyorduk. Daima yanında bulunan hekimlerin neden bu araza ve umumi çöküntüye dikkat etmediklerini ve hepsini pek basit bir sebebe bağlayarak geçiştirdiklerini doğrusu anlayamıyorum. 63.sf
# Dr. Nihat Reşat Belger - Sözlerim o ana kadar kendisine karaciğer rahatsızlığından bir defa bile bahsedilmemiş olan Atatürk üzerinde hissettim ki bir sürpriz tesiri yaptı. 67.sf
# Demek 1936 sonunda teşhis için yeterli alamet vardı ve bu alametler 1937 yazında bile teşhis edilememişti. Nihayet hastalık 1938 başında artık kaşıntılar ve burun kanamalarıyla iyiden iyiye kendini göstermiş ve hala çevredeki doktorlar ordusu karınca savaşı ve kaplıca tavsiyesinden öte bir şey yapamamışlardı. 71.sf
# Dr. Asım İsmail Arar (ne kadar doktor) 71.sf
# Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp (ne kadar doktor) 72.sf
# Sonra da geciken teşhisi koyan Dr. Belger'i kutlayarak, "Atatürk'ü istediğiniz gibi tedavi ediniz kardeşim." dedi. (bu nasıl bir üslüp) 73.sf
# Hemen doktoru Neşet Ömer Bey çağırıldı. Ama dışarıda şiddetli bir lodos fırtınası estiğinden Neşet Ömer gelemedi. (e sen niye varsın o zaman, ne işe yararsın) 87.sf
# Asım ismail Arar - Derhal kararımı verdim. Endişelerimi hükümet erkanına haber vermek lazımdı. Aksi takdirde vazifemi yapmamış olacak (yapmış halin bu mu) ve derin bir manevi mesuliyet içinde kalacaktım. 88.sf
# Çünkü Atatürk bizlerin tavsiyelerine itaat etmiyor. ( adama yorgunluk deyin, karınca deyin sonra da itaat etmiyor, niye etsin siz doktor musunuz) 88.sf
# Hemen görüşmeler yapılarak on bin dolara mal olan yat, bir milyon iki yüz elli bin lira karşılığı satın alındı. 119.sf
# Son muayeneden bu yana Ata'nın sağlık durumuna ilişkin haberleri hep Doktor Neşet Ömer Bey'den öğrenmiş ve kendine ulaşan raporlardan hastanın durumunun düzelmekte olduğuna inanmıştı. 123.sf
# Sonraları, Dr.İrdelp, Mim Kemal Öke'nin o gün "Bu müdahaleyi uygun olmayan koşullarda yaptık" dediğini aktaracak ve onu sorumluluktan kaçmakla suçlayacaktı. Fissinger'in de Öke için "İşleri güçleştiriyor" şeklindeki sözlerini aktaracaktı. (en iyi yalan yarım gerçektir) 161.sf

Yorumlar
Yorum Gönder