Homo Faber ✅ 79

 by Max Frisch, 1957, 30.10.2024



# Unutmuşuz la bu dili ya da hiç öğrenmemişiz zaten.

# Sırf eski aşkını bulmak için eski dostunu arayan adam. 

Başlarda kitapla hiç anlaşamadık, bir türlü yaklayamadım kitabı, kitap da beni. Hemm Almanca unutmaktan hem de kitabın anlattığı şeyi anlayamamaktan. Yaşananların rastgeleliğinden olsa gerek kitabın üstünde bir ciddiyetsizlik var sanki ya da bir gereksizlik hissi. Ama ne zaman Sabeth geldi kitabın her şeyi yerine oturdu. Tüm o rastgelelikler ve yaşanan saçmaca olaylar, tüm o mühendis yakınmaları falan her şey bir kalıba oturdu Sabeth'le beraber. 

Çünkü bu kitap aslında Faber'in değil. O da diğerleri kadar bir yan karakter aslında, bir araç. Kitabın tüm ruhu, tüm soruları ve cevapları Sabeth'te saklı. Kitap sürekli ona o da sürekli kitaba yaklaşıyor bu yüzden de onsuz olan ilk kısımlar gidilen yerin bilinememesinden çok anlamsız hissettiriyor. O hem aşk, hem aşık, hem de aşk meyvesi, kitabın kırılma noktası, tarihin değiştiği yer, bir çocuk, bir kadın, bir eş. Sabeth aslında tüm kadınların bir toplamı sanki, kadınların tanrısı sanki. Kitap için Walter, Hanna ve diğer her şeyin önemini bir kenara koyarsak Sabeth'in ne kadar yazıyı akışkan kıldığını da görmek lazım. Tamam 60-70 sayfadan sonra benim Almanca reseptörlerinin açılması da bu konuda etkilidir tabi ama bir karakterle okumaya gelen değişim inanılmazdı. O baştaki kitaba en fazla 5 belki 6 veririm ama diğer kısım 8-9 zorlar nitelikte. 

Bu drastik değişimin sebebi aslında biraz kitabın amacında da yatıyor. Bir akıl - kalp ikiliği, inanç ve tercih ikiliği gibi şeyleri anlatmayı amaçlarken Walter'ın tek başına olaylara girişi bu ikilikleri yansıtamıyor. Ama Elisabeth'in Walter'ın zıttı olması her şeye denge getiriyor, yavaş yavaş hem kitap hem de Walter öteki tarafı da görmeye ve göstermeye başlıyor. Bu kitabın amacına yatkın denge kitabın okunmasını çok daha rahat kılıyor. 

Neyse birazcık da diğer şeyler. Hanna'nın çocuğunu Walter'ın çocuğu istememesinden sebep olabildiğince hayatındaki tüm erkeklerden sakınması ve kızını ilk kez boş bıraktığında bir şekilde babasını bulup dolaylı yoldan babası yüzünden ölmesi kaderin garip bir cilvesiydi.

Hanna'nın da oldukça sıradan ama tanıdık bir karakter olması garip hissettiriyor. Sadece anne olmasından mı yoksa hayata tutunacak şeyini en kendini soyutlamış halde yapmasından mı yoksa inatçılığından mı bilinmez kendi anneme çok benzettim. Hem karı-koca hem de kadın-erkek gerilimlerinde hem oldukça bastırılmış hem de oldukça yoğun bir karakter. Bastırılmış çünkü iki konuda da toplumsal norm ve baskıya boyun eğmiş, o kalıpların dışına çıkmaktan korkan. Yoğun çünkü normatif kısmı kenara bırakıldığında içerisinden gelen, doğal olan şey bu. He bir de ikisinde de (annemle Hanna'da) kendi baba figürlerine dair ağır ve nostaljik bir bağ taşıyorlar. Belki ben yanılıyorumdur, belki de görmek istediğim gibi yorumluyorumdur ama ikisi arasında bir benzerlik kurmadan duramıyorum. 

Karakterlerle uğraşırken aslında en yazılması gereken şeyi tüm bu kitabı biraz sansasyonel ve rahatsız edici yapan şeyi yazmadığımı fark ettim. Bu bir ensest kitabı. Yani böyle deyince sanki seks hikayesi okumuşum gibi hissettirdi ama bir ikilik anlatma romanıyken ve tüm bu rastgelelikler, tüm bu garip olaylar Walter'ın başına gelirken kendi kızına (kendi kızı olduğunu bilmeden) aşık olmak ve onunla balayı gibi bir tatil geçirmek de yine Walter'a yakışırdı. Bu hamle hakkında pek bir yorum yapamıyorum ne yalan söyleyeyim. Hem saçma geliyor hem de uygun geliyor çünkü başka nasıl bir şekilde yazılsa kitap kendi olabilirdi pek emin olamıyorum. 

Kitabın kendi biraz garip, başlarda sıkıcı, sonlarda vurucu ve aslında insan doğasına belki insan doğasından da küçültülüp insan beynine dair ilginç bir kitap. Bu ilginçliği onu aynı zamanda iyi de bir kitap yapıyor. Ama bir şeyi demeden de geçmeyeyim, Alman dilinin hödüklüğü ve direktliği edebiyat yapmaya ve okumaya harbiden büyük bir ket. Ama o direktlik ve hödüklük olmasa da böyle bir kitap yazılamazdı. Türkçe olarak hayal edemiyorum mesel bu kitabı. Walter'ın düzlüğü başka bir dille bu kadar uyumlu olmazdı sanki. 

79
30.11.2024

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neon Genesis Evangelion ✅ 100

Need for Speed: Most Wanted ✅ 95