Mutlu Yaşam Üzerine - Yaşamın Kısalığı Üzerine (De Vite Beata - De Brevitate Vitae) ✅ 62

 by Seneca, trl C. Cengiz Çevik, 58 - 49, 03.03.2025



# Mutlu yaşam üzerine de anlatılan o kötü örneğin tıpatıp aynısı olama beni üzdü, korkuttu ve şaşırttı. Ben gerçekten de aklımı bu kadar yok mu sayıyorum, muhakememi bu kadar uzaklaştırıyor muyum kendimden? 

# Seneca Efendi hani hazlar için yaşamıyorduk, hani eşyanın kölesi değildik, ne oldu böyle bir anda ben bilge değilim, elçiye zeval olmaz falan ayakları. Sen zenginsin ve hazlarına mahkumsun benim anladığım kadarıyla. Senin erdemin muhakeme değil de kendini beğenmişlik olmasın sakın. Ben kötülerden iyiyim falan ne iş bi anda götün kalktı yazıda. Maalesef zenginden laf dinleyecek değilim. 

# Bu adam "Türkiye çok güzel yeğenim ama Alamanya'da kurulu düzenim var." diyen dayılar gibi bir adam. 

# akap'lı bu adam.

Ah Seneca vah Seneca. Dönem dönem anlattığın doğru ve iyi şeyler var ama o kadar akap'ı bir kişiliğin var ki seni ciddiye alamıyorum. Senin anlattığın erdem, kibir ve kendini beğenmişliğe dönmüş. Eminim bir noktada bu erdem stoacılığın erdemine yakındır ama seninki kibir olmuş artık. 

Ama haklı olduğun konular kesinlikle var. Mesela o kötülediğin insanlar konusunda oldukça isabetlisin. Ben de onlardan biriyim. Hayatını boşa harcayan, yarım özgür, inzivasını boş meşguliyetlerle yaşayan, kaygılı, geçmişe takılı, gelecekten korkan, anı es geçen yani erdemsiz o kişi. Benimle ilgili çıkarımların oldukça doğru. Kendi erdemini kötü anlattığını düşünsem de beni anlatırken başarılı olduğunu kabul etmem gerekli. 

Belki bu anlatılarından bir ders çıkarırım, belki onu kendi yargılarıma göre büker kullanırım ama burada anlattığın stoacı olamam. Çünkü buradaki stoacıyı anlamıyorum. Senin özelliklerini kenara bırakarak anlattıkların tutarsız hissettiriyor. Nasıl erdemli olunacağını derinlemesine olmasa da anlatıyorsun ama neden erdemli olunmalı, hangi amaç için erdemli olunmalı da eksiklerin var. İnsan doğasının erdeminin muhakeme olduğuna ve ona uygun yaşamayı söylüyorsun ama insan doğasının getirdiği diğer her şeyi yok sayıyorsun. Bazen çalışmamayı övüyorsun, bazen de onu dövüyorsun. İnsanların görüşlerini önemseme diyorsun ama statülere inanılmaz büyük değerler veriyorsun. Erdeme ulaşmanın tüm insanlar için mümkün olduğunu anlatıyorsun ama onu sadece elit kısımla var edebiliyorsun. 

Maalesef hem ben, hem de modern insanların neredeyse hepsi; köleler, tebaalar ve önemsizlerden oluşuyor. Bizler erdemsiz olduğumuzdan böyle değiliz, böyle olduğumuzdan erdemsiziz. Hayatlarımıza amaç kazandırmakta sıkıntılar yaşıyoruz. Muhakememizi temiz tutmakta zorlanıyoruz. İnzivamızda meşgulüz, hayatımızda meşgulüz, öyle ya da böyle ya biriyle ya bir şeyle ya kendimizle hep meşgulüz.Ve aşağıdan bakınca kibirli, kendini beğenmiş hatta aşağılayıcı görünen erdemini sevmiyoruz. Çünkü bizi o erdeme ulaşmaktan alıkoyanların hepsi o erdeme sahip kişiler. Sen buna belki bir kaçış, bir korku, bir kaygı dersin ama bence bizim gerçeğimiz bu. Çünkü benim muhakemem bana öyle söylüyor ve benim erdemim senin sözlerini pek umursayamıyor. 

Utanmayaca gelince kendimden utanıyorum. Hayatı yaşamaktan kaçıyorum, ölmeyi istiyorum ama bunların da muhakememim bir parçası, erdemimin bir parçası olduğunu kabul ediyorum. İnsan doğasını salt mantıkla değil kalbimle de düşünüyorum. Hazlarıma mahkum olmayı istiyorum hatta öyle tutkulu olmak istiyorum ki hazlarım amacım olsun hayatım olsun böylece hayatımın bir anlamı olsun istiyorum. Yani sanırım, umarım ve hayal ediyorum ki ben aslında insani doğamı aşmadan huzurlu olmak istiyorum. Artık o ne kadar mümkünse...

62
09.03.2025

6 Çizili

+ Türkçesiyle "en yüce iyi" anlayışı öne çıkmaktadır. "En yüce iyi" nihai hedef olarak erdemdir (virtus), düşünce ve davranışlarımızı doğru bir muhakemeyle şekillendirmemizi gerektirir. İyiyi ve kötüyü doğru bir muhakemeyle, yani aklını ölçüt alarak belirleyen, ahlaki doğruluğa önem veren, ölçüsüz hazları reddetmenin gerçek haz olduğunu bilen ve erdemli yaşayan insan gerçekten mutludur. Bu mutluluk talihin sunduğu geçici lütuflara sırt çevirdiği ve kaynağını sadece bireyin kendi özüne dönmesinde bulduğu için sarsılmaz ve değişmez niteliktedir.  Bu bağlamda mutlu yaşamak doğayla uyumlu yaşamaktır. Doğaya aykırı ve erdemlerden uzak yaşamak ise yanlış bir şekilde yaşamın kısa ve eksik olduğu algısını doğurur, oysa yaşam doğru değerlendirildiğinde insana yetecek kadar uzundur. Makam ve şöhret peşinde koşmak, yarını düşünürken bugünü kaybetmek, başka deyişle anı yaşayamamak yaşamı kısaltır. Buna karşılık kusurlarımızla yüzleşmeli erdemli bir yaşam için kendimize dönmeliyiz. xi.sf

+ Bir insan kendi ruhuna derin bir nefes alma ve kendine çekilme imkanı tanırsa (ah bu insana nasıl da işkence gibi gelir!) gerçeği kabullenecek ve şunları diyecek: "Şu ana dek ne yaptıysam hiçbirinin gerçek olmamasını dilerdim söylediklerimi yeniden düşününce konuşmamış olanlara imreniyorum ettiğim her duanın düşmanlarımın bedduasına dönüştüğünü düşünüyorum. 6.sf

+ ... ancak bugüne dek kendimle hiç dost olmadım. 6.sf

+ Niçin gösterebileceğim değil de hissedebileceğim türde işe yarayan iyi bir şeyi aramıyorum? 6.sf

+ ... bizi rahatsız eden ve korkutan unsurlardan uzaklaştığımızda daimi dinginliğe ve özgürlüğe ulaşacağımızı anlarsın... 7.sf

+ İnsan hazza üstün geldiği gün acıya da üstün gelecektir. 9.sf

+ "beim için iyi olan her şeyi kendimde taşıyorum" (omnia bono mea mecum porto) 9.sf

+ ... zira uyuşukluk ve duraksama çatışmanın ve sarsılabilirliğin göstergesidir. 13.sf

+ ... kibir, marifetlerini aşırı abartma, başkalarına tepeden bakan şişkin gurur, kendini ilgi alanlarına körü körüne ve düşüncesizce adama, yersiz ve çocukça davalardan aşırı keyif duyma ve ilaveten hakaretlerden zevk alınmasını sağlayan iğneleyici dil, kendini beğenmişlik ve şatafatın zayıflattığı ve uykuya yenik düşen zihnin çöküşü. 15.sf

+ Haz için uğraşan biri zorluğa ve tehlikeye, insan yaşamını kuşatan onca tehdide ve yoksunluğa nasıl direnebilir? 16.sf

+ ... hazzı takip eden ise zayıf, kırık ve erkekliğini yitirmiş görünür... 19.sf

+ Böylece insan talihe muhtaç olur, ki bu da en büyük köleliktir, bunu kaygılı, şüpheli, ürkek, koşulların korkunç kıldığı ve zamana bağlı değişimlerin muallakta bıraktığı bir yaşam izler. 21.sf

+ Bir şeyin peşinden gitmektense, çeke çeke götürülmeyi tercih etmek ne büyük bir deliliktir! 22.sf

+ Hiçbir şeyi boş yere denemeyeceksin, hiçbir şeyden alıkonulamayacaksın, her şey arzuladığın gibi olacak, aksi hiçbir şey olmayacak, ne fikrine ne de isteğine aykırı bir şey olacak. 23.sf

+ Bu yüzden benden en iyilerin seviyesinde olmamı değil, sadece kötülerden daha iyi olmamı bekle. 25.sf

+ ... kusurlarımla mücadele ediyorum. {seninki gibi kusurları ben de isterim zenginpiç} 25.sf

+ Becerebildiğim de gerektiği gibi yaşayacağım. {alamancı dayı}

+ Tepeden tırnağa zehre bulanmış kindarlığınız beni en iyiden caydıramayacak ve başkalarına saçtığınız ve hatta kendinizi öldürürken kullandığınız bu zehir bile beni, yaşamadığım ama yaşamam gerektiğini bildiğim o yaşam tarzını övmekten, erdeme tapmaktan ve uzun bir süre sürünsem de onun izinden gitmekten bir an olsun alıkoymayacak. {bu ağız tam anlamıyla püri pak akaplı ağzıdır} 25.sf

+ Dünyayı vatanım, üzerimde ve yanımda olup işlerimin ve sözlerimin yargıcı olan tanrıları da onun yöneticileri olarak kabul edeceğim. 28.sf

+ fark yaratmayan... örneğin zenginlik böyle bir şeydir. {valla hiç öyle anlatmıyor bu adam} 31.sf

+ ... bazı erdemler yokuş aşağı ilerlerken, bazı erdemler de yokuş yukarı çıkar. 36.sf

+ "... Tusculum'daki evimde, yarı özgür halde vaktimi tüketiyorum," 52.sf

+ Bazıları da yıllar boyunca her eylemlerinden nefret ettiklerini söylemiş ve dudaklarından hep kendi aleyhlerine sözler dökülmüştür, bu şikayetlerle ne kendilerini ne de başkalarını değiştirebilmiş olan bu kişilerin de dünyanın en mutlu insanları olarak görülmeleri anlamsızdır. Zira birden bire öfkeli sözler sarf eder, sonra normal hallerine dönerler. Hercules aşkına sizin ömrünüz bin yılı da aşsa çok dar bir alana sıkışacak, kusurlarınız tüm ömrünüzü yutacaktır. 53.sf

+ Buna karşılık zamanını kendisi için kullanan insan her gününü son günüymüş gibi düzenler, yarını arzulamaz ve yarından korkmaz. 55.sf

+ Bazı insanların inzivası meşguliyetle doludur; evinde divanında yalnızlığın ortasında her şeyden uzaklaşmış gibi dursa da bu sefer kendi kendilerinin canını sıkarlar. Onların bu yaşamına inziva yaşamı değil, boşluktaki meşguliyet demeli. 60.sf

+ ... Epicurus'la huzur bulmak... 66.sf

+ Ancak geçmişi unutanların, şu anı es geçenlerin ve gelecekten korkanların ömrü çok kısa ve kaygıyla doludur. Zavallılar sona geldiklerinde geç de olsa hiçbir şey yapmadan ne kadar uzun süredir meşgul olduklarını anlarlar. Arada ölümü çağırdıkları için sana onların yaşamı uzun kıldığını düşündürecek herhangi bir kanıtın olmaz. Sağduyudan yoksun kafaları değişen ve korktukları şeylere yönlendiren duygularla onları taciz eder dolayısıyla sıklıkla korktukları için ölümü arzularlar. Bu da onların uzun yaşayan insanlar olduğunu düşünmemeni gerektirecek bir kanıttır, sıklıkla onlara bir gün uzun görünür, yemek saati gelen dek saatlerin yavaş geçmesinden şikayet ederler. Zira ne zaman meşgul oldukları işler onları başarısızlığa uğratsa, inzivaya terkedilmiş bir halde ızdırap duyarlar, inzivayı nasıl geçireceklerini ya da uzatacaklarını bilmezler. Dolayısıyla bir işle meşgul olmak isterler ve arada geçen her boş vakit onlara ağır gelir. 68.sf

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neon Genesis Evangelion ✅ 100

Need for Speed: Most Wanted ✅ 95