The Time Machine ✅ 52

 by H.G. Wells, 1895, 21.04.2025



# Bu adamda genel bir insansı canavar bizi kovalıyor yazma işi var. 

Garip bir kitap ve pek iyi bir anlamda garip de değil. Biraz serileşsin de para kazandırsın havası var sanki, o sondaki epilogue falanla ama kitabın içinde hiç öyle bir hava yok. Çoğu konu çok dar, sığ ve sıkıcı kalıyor. Zaman yolculuğu gibi bir temayı oldukça fazla 'canavarlar beni kovalıyor'a indirgiyor. 

Onun yanında gelecekteki insan ya da insanımsı çıkarımları hem ilginç hem de saçma. Böyle olur böyle olmaz şu kısmı şöyledir diyemeceğim bu insansılara ama normalde hep gördüğüm gelecek insanı yazımlarından farklı olduğunu söyleyebilirim. Farklı ve uzak demek doğru olur sanırım. Farklılığı onu ilginç kılıyor, uzaklığı onu sıp ve kavraması zor yapıyor. 

Bir de bilmem 800 bininci yılı anlatmasına rağmen hala kendi zamanını anlatıyor gibi bir hal var. Bu bir bakıma anlaşılabilir çünkü farklı devirlerin insanları geleceği ne kadar anlayabilir mesela bir taş devri insanı bu günü ne kadar algılayabilir. Bir yandan da zaman makinesi yapabilecek kadar akıl sahibi bir adamın bu farklı devirle alakalı daha elle tutulur çıkarımlar yapmasını bekliyor insan. Bunlar madenciymiş o yüzden saldırgan, bunlar zenginciymiş o yüzden naifler biraz eksik geliyor. 

Son olarak da okuması biraz zor bir kitap. Dili o kadar da eski değil ama cümle kurulumları biraz yamuk ve genel olarak da bir üslup sorunu hissettim ben okurken. Geçen zamanın etkisi vardır bunda tabi ama yazarın etkisi sanki daha fazla gibi. Böylece hem dildeki sorunları hem de anlatıdaki yetersizliklerle o kadar da iyi bir kitap olmadığını söylemem sürpriz olmaz. Okuduk ama bir görev saltlığında ve bu kadar kısa bir kitaba yakışmayacak uzunlukta okudum. 

He bir de kapatmadan adamın biri zaman makinesi icat ettim diyecek, bu kadar şey anlatacak ve sadece bir kişi meraklanacak. Yok ya o kadar da değil be. 

52
25.04.2025

6Çizili

# The fact is, the Time Traveller was one of those men who are too clever to be believed: you never felt that you saw all round him; you always suspected some subtle reserve, some ingenuity in ambush, behind his lucid frankness. Had Filby shown the model and explained the matter in the Time Traveller's word, we should have shown him far less scepticism. For we should perceived his motives; a pork butcher could understand Filby. But the Time Traveller had more than touch of whim among his element and we distrusted him. Things that would have made the fame of a less clever man seemed tricks in his hands. It is a mistake to do things too easily. (Türkiye'deki siyaset, ilerici gerici, akıllı salak herşeyi anlatan bir pasaj. Bu yüzden muasır bir medeniyet olamayacak Türkiye, çünkü akıllı bir adamın kolayca getireceği kalkınma ve ilerleme her zaman bir tuzak olarak görülecek. Bakınız Ekrem İmamoğlu. Nasıl bu kadar çok metro yapar kent lokantası açar kreş açar yurt açar altında bir şey var. Bu kafa Türkiye'yi hayatta bırakmaz. ) 16.sf

# Looking round with a sudden thought, from terrace on which I rested for a while, I realized that there were no small houses to be seen. Apparently the single house, and possibly even the household, had vanished. Here and the among the greenery were palace-like buildings, but the house and the cottage, which form such characteristic features of our own English landscape, had disappeared. "Communism" said to myself. ( Çok komik bir kısım) 36.sf

# I perceived that all had the same form of costume, the same soft hairless visage, and the same girlish rotundity of limb. It may seem strange, perhaps, that I had not noticed this before. (Abinin azgınlık yüklenmeye başladı) 36.sf

# I had the hardest task in the world to keep my hands off their pretty laughing faces. 46.sf

# sepulture (defin - gömme) 50.sf


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Neon Genesis Evangelion ✅ 100

Need for Speed: Most Wanted ✅ 95